Bu politikada, yarın da dün olacağı için verilen sözlerin pek anlamı kalmıyor! Yani siyasette “Dün de bugün de hemen unutulur. E yarına bakarız!” hali var…
***
Asgari ücret tartışması hala devam ediyor! Çünkü ilk kez AKP iktidarında, “asgari ücret” açlık sınırının altında belirlendi… TÜRKİŞ’in belirlemelerine göre açlık sınırı 29 bin 828 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 97 bin 159 TL’ye yükseldi. Asgari ücret ise, 28 bin 075…
***
Kısaca, ülkemizde çalışanların yaklaşık % 62’sinin elde edeceği aylık gelir, açlık sınırının altında olacak…
Oysa asgari ücret, adı üzerinde bir çalışan yaşamını sürdürmek için elde edilen en düşük gelirdir…
Kaldı ki Kasım 2025 verilerine göre 4 kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenmesi için gereken gelir ise 29 bin 828TL’dir.
Verilen asgari ücret, sadece beslenmek adına bile yeterli değil… İktidarın belirlediği bu rakamla çalışan, “aile fertleriyle birlikte açlığa mahkum edilmektedir!”
İktidar, emekçiye “açlıktan kurtulma yolu olarak, ya ses çıkarmadan emeğinin sömürmesine izin vermesi ya da hırsızlık yapması tercihe zorluyor…
Yani bu tablo bile, uygulanan “ucube rejimin”, yurttaşları bilerek ahlaki çöküntünün içine sürüklediğini gösteriyor…
Bu durum, vahşi kapitalizmin toplumu emekçiler üzerinden yaptığı çökertme uygulamasının korkutucu tablosudur!
***
2026 Bütçesi gelirinin; %64’ü “en adaletsiz yol olan dolaylı vergilerden” geliyor…
Çalışanlardan alınan vergi %24’nü, kazananlardan alınan vergi ise %11’ni oluşturuyor…
Yandaşlar aracılıyla ülkenin tüm kaynaklarını kullanan çetelerden ise, vergi aflarıyla hiç para alınmıyor…
Yurttaşlara yapılan bu haksızlık aynı zamanda, yaşamın tüm ahlaki ve geleneksel değerlerini de yok ediyor…
***
Emeklilerin durumu çok daha kötü…
En düşük emekli maaşına 1040 TL ekleyerek, 20 bin TL vermeyi çok önemli bir düzeltme olarak kabul eden iktidar, adeta emekliye sadaka veriyor, üstelik, “herkesin geliri yerinde ama hayat pahalı ne yapalım!” diyerek de milletle alay ediyor…
***
Demem o ki, ülke ve yurttaşlarını artık düşünmeyen bir iktidar yönetme gücünü kaybetmiş ve mevcut anayasaya bağlılığı kalmadığı için de “Anayasal egemenliğini” yitirmiş durumda …”
Her geçen gün daha da halktan kopuyor…
Kendisine oy verenler bile AKP’den vazgeçtiklerini cesurca ifade ediyorlar!
Üstelik son araştırmalarda CHP, birinci parti olarak arayı açtıkça açıyor…
Ara açıldıkça, koltuğun elden gideceği korkusu, iktidarın dengesini bozuyor!
Başka mecralardan medet umar hale geliyor…
***
Son milletvekili transferleri, bu korkuyu tüm çıplaklığıyla ortay koyuyor…
Meclisteki “Kardeşlik Komisyonu,” ittifakın samimiyetsizliği ve bileşenlerinin verdikleri sözlerinden caymaları nedeniyle bekleneni veremedi…
Özellikle sadece Kürt değil, her renkten ve her yaştan yurttaşlarımızın, düşüncelerine saygı duyduğu Selahattin Demirtaş için, demokrasi, hak ve özgürlükler adına mücadele eden Osman Kavala için, AİHM kararlarına uyulmaması nedeniyle İttifaka ve Kardeşlik Komisyonu toplum nezdinde güven kazanamadı…
Bu durumda Cumhur İttifakı,” Mevcut rejimin devamı ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı “adına TBMM’de anayasa değişikliği yapma telaşına kapıldı…
Şimdi İttifak, anayasa değişikliğini Mecliste gerçekleştirebilmek adına 400 milletvekiline ulaşmak için, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP üzerinden meclise taşıdığı 40 yakın milletvekillerine göz koydu…
***
CHP’nin 80.eylemini yaptığı Denizli’de görüldü ki, yüz binlerce yurttaş, “yeter artık!” diyerek korkmadan meydanları doldurmaya devam ediyor…
15,5 Milyon oy vererek CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olmasını istedikleri “Ekrem İmamoğlu’nun özgürlüğüne” kavuşması ve seçim sandığının hemen getirilmesi için haykırıyorlar...
***
Denizli’de de gördük ki halk, 23 yıldır ekonominin çökerten, tarım ve hayvancılığı yok eden, insanları, özelikle gençleri aç ve işsiz bırakan, emeklilerin bu ülkenin en yoksulu olmasına ve kadına işlenen vahşete seyirci kalan iktidarın, hemen değişmesini istiyor…
23 yıldır algı yöneterek iş başında kalan, Atatürk Cumhuriyeti ilkeleri ve laik demokratik sosyal hukuk devletiyle çatışması olan bu İttifaktan kurtulma kararlılığını haykırıyor…
***
CHP çok dikkatli ve samimi olmalı…
İktidarda yapacaklarını halkla paylaşarak ona duyulan güveni sarsmamalı!
Örneğin gerek asgari ücretin gerekse emeklilerin gelirlerini artıracak projeleri sunmalı…
Yani yeni şeyler söylemeli…
Hemen akla gelen, geçilmeyen yollardan, köprülerden, gidilmeyen havaalanları ve hastanelerden yurttaş adına alınan ve bir anlamda günümüzün kapitülasyonu olan anlaşmalardan vazgeçerek, bu tesisleri kamulaştıracağını açıklamalı… Tahkim Kurullularına rağmen bu yapılabilir… Fransa olduğu gibi çok örnekleri var… Bir kararnameyle Muğla’daki 6 köyün arazisi yandaş şirketlere kömür için veriliyorsa, bu kapitülasyon anlaşmaları da bir kararnameyle yok sayılabilir...
Yeter ki, ülkeye kendini ait hisseden, gerçek yurtseverler işbaşında olsun…