Tarih: 01.12.2020 18:35

KILIÇDAROĞLU’NDAN, CHP’Lİ BAŞARIR'IN SÖZLERİ SONRASI YÜRÜTÜLEN TARTIŞMADA ERDOĞAN'A SERT YANIT

Facebook Twitter Linked-in

Kılıçdaroğlu, “Tam bir sömürgeci kafası. Para rüşvetin aracıdır. Osmanlı bunu diyen yöneticiler nedeniyle battı. Erdoğan bunları bilir mi? Bilmez. Allah'ın cahiline ne anlatacaksın' dedi. Kılıçdaroğlu, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın sözleri sonrası yürütülen tartışmada Erdoğan'a sert çıktı. Kılıçdaroğlu,“Sen FETÖ'yle iş birliği yapıp orduya kumpas kuran Başbakan değil misin? Kalkmışsın bana orduyu anlatıyorsun. Sen kim, ordu kim” dedi.
Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup toplantısında konuştu. CHP Grup toplantısında milletvekillerine 'Yönetemiyorlar Türkiye'yi Katar Katar Satıyorlar' başlıklı broşür dağıtıldı. Broşürde; Borsa İstanbul'dan Tank Palet Fabrikası'na, Antalya Havalimanı'ndan Kanal İstanbul arazilerinin Katarlılar’a satılmasına ilişkin ilişkin bilgiler yer aldı. Kılıçdaroğlu, 'Yeni bir broşür hazırladık. Mahkeme kararıyla bu da toplatılır” dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında şöyle konuştu:
ALLAHIN CAHİLİNE NE ANLATACAKSIN: Para her şey midir? Bir devletin onuru kimliği var. Para paradır ne demek? Anlayışa bak. Bir Allah’ın kulu da ‘bunu kullanmayalım…’ Osmanlı nasıl battı? Para paradır diyen yöneticiler yüzünden battı. Borç aldılar, sattılar. Senin yaptığın gibi. Sen yeni adıyla Borçlar İdaresi Genel Müdürlüğü’nü kurdun. Duyunu Umumiye de öyle. Erdoğan bunları bilir mi? Bilmez. Tarih bilmez. Allah’ın cahiline ne anlatacaksın Ekonomik bağımsızlığımız risk altındadır. Her şeyi sattılar. Dünyanın vergisini topladılar. Hangi fabrikayı yaptılar. Şu soruyu sormak isterim: 18 yılda devlet hangi fabrikayı yaptı. Ben bilmiyorum, çünkü yok böyle bir şey. Bir çimento fabrikası, bir un fabrikası… hangi fabrikayı yaptı. Bir iktidarın başarısı, yarattığı istihdam ile ölçülür. Yani yaptığınız yatırım sonucu, işsizlik yoksa o ekonomik politikası başarılıdır. 10 milyonun üzerinde işsizimiz var. 10 milyonun üzerinde işsiz var.
ORDUYA KUMPAS KURAN BAŞBAKAN DEĞİL MİSİN: Yine ‘ey bu CHP’nin başındaki zat.’ İyi güzel. Askerine sahip çıkan bu millet seni asla affetmeyecektir. Bunları yaptıysam zaten ben bu işleri bırakırım. Size her hafta gelen raporlar var. Onların kapağında, siyaset konusu yapılmaması gerekenler vardır. Bu gelenek Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarından geliyor. Ordu bizim ordumuzdur, Peygamber ocağıdır. Ordu Mustafa Kemal’in ordusudur. Sen Başbakanken, 2013’te 11 askerin başına çuval geçirilip götürüldüğü zaman ne yaptın? Biz CHP olarak tepki verdik, ‘kına’ dedik, ‘nota ver’ dedik. Verdiği cevap ‘Ne notası müzik notası mı?’ Sen kalkıp ordu üzerinden cevap vereceksin. Sen kim ordu kim? Şehitlere ‘kelle’ dedin, sen mi bana ordudan bahsedeceksin. ‘Askerlik yan gelip yatma yeri değildir’ dedi. Onların hiçbiri yatmadı. Sen bu lafları ediyorsun, niye çocuklarını göndermedin? Kalkmışsın orduyu anlatıyorsun? Sen kim ordu kim? Ordu ne onu dahi bilmezsin. Orduyu da para gözüyle görürsün. Sen bırak gevezeliği. FETÖ ile iş birliği yapıp, orduya kumpas kuran başbakan mısın değil misin? Kumpas yaptığını ben söylemiyorum, onların milletvekilleri söylüyor. ‘FETÖ ile biz de ittifak yaptık, ben de bizzat görüşmelerde bulundum’ diyor. Kendi ordusuna, bir terör örgütü ile iş birliği yapıp kumpas kuran bir Başbakan var mı? Sen kim ordu kim? Sen kendi ordusuna kumpas kuran bir başbakansın. Emperyal güçlerin arzularını yerine getiren bir adam, bu ülkede başbakanlık koltuğuna oturmuştur. Ağırıma giden budur.
BUNU YAPANA HAİN DERLER: Yanında bir kişi daha var. Hulusi Akar. O da açıklamalar yaptı. Siyasete girdiği andan itibaren onlar bizim muhatabımızdır. Ona ve Erdoğan’a soruyorum. Süleyman Şah türbesinin bulunduğu topraklar bizim topraklarımız. Kendi vatanında terör örgütünün isteği üzerinde kendi bayrağını indiriyorsun, toprağını terk ediyorsun utanmadan. Sen bana ordudan mı bahsediyorsun. Kendi toprağından bayrağımı indiriyorum, sonra da ‘ey Kılıçdaroğlu’ bir sürü palavra. Ordu üzerinden bize saldıramaz. O ordu Mustafa Kemal’in ordusudur. Madem bu kadar hassassınız, Kozmik Odayı terör örgütüne sen açtırmadın mı? Devletin bütün sırlarını terör örgütüne vermedin mi? O sırların tamamı egemen güçlerin elinde. Bunu yapana ‘hain’ derler. Milli Güvenlik Kurulu, FETÖ ile ilgili kendisine bilgi veriyor. Bilgim yok diyemezsin. Başka? Yine Milli İstihbarat Teşkilatı, her toplantısına FETÖ ile ilgili rapor getirdi. Sen mi ordudan bahsediyorsun? Devlete bu kadar ihanet eden biri kalkıp bizi suçlayacak. Sen kimsin? Putin kapının önünde bekletti, ne oldu 36 askerimiz şehit oldu ne oldu? Putin’den dersi aldılar. Sen ordudan bahsedemezsin. 15 Temmuz darbesi oldu, askeri hastaneler kapatıldı, niye? Erdoğan istemiyor diye. Kalkmış bana vatanseverlikten bahsediyor. Vatanını satanlar vatanseverlikten bahsedemezler. Genelkurmay başkanlarını tutuklatıp aylarca hapiste tutanlar, vatanseverlikten bahsedemezler. Devletin harim-i ismetini, kozmik odayı terör örgütüne açanlar vatanseverlikten bahsedemezler. Ordunun, devletin en büyük sırlarına vakıf olan genelkurmay başkanlarını terer örgütünün isteği üzerine tutuklatıp aylarca hapiste tutanlar vatanseverlikten söz edemezler. Tank palet fabrikasının değeri 20 milyar dolar. Ordunun elinden alındı. Katar ordusuna verildi. Kaça verildi? Sıfır. Hiç para alınmadı. Bir kuruş değil. Peki ne diye verildi? Katarlılar buna bir uçak verdiler. O uçağın adı tank paletin rüşveti olarak tanımlanmalıdır. Bunu gündeme getirdik, ‘ordunun tank palet fabrikasını vermeyin’ dedik. Kendi ordusunu, gözbebeği gibi baktığı bir fabrikayı neden teslim ediyorsun? 50 milyon dolarlık yatırım yapacaklarmış. Katar ile imzaladığın sözleşmeyi iptal et, getireceğim, teklifimi yaptım. Bir sürü vatanını seven iş insanı var. 50 milyon dolar dediğiniz nedir? Getirmezsem  siyaseti bırakacğım. Getirmezsem sen de kurtulacaksın benden. Yapmadı. Ordu Erdoğan'ın ordusu değildir. Ordu kimsenin ordusu değildir, ordu üzerinden siyaset yapmak doğru değildir. Ve özet; bir ülkenin Cumhurbaşkanı malvarlığı dolayısı ile tehdit ediliyorsa, sonuç alınıyorsa o ülkede o cumhurbaşkanı milli güvenlik sorunudur. 
PANDEMİDE SONUÇTAN UTANMIYORLAR: Bir pandemi süreci yaşıyoruz. Büyük sıkıntılar var. Olay başladığında hiçbir eleştiri getirmedik. Bir felaket vardı, çözümler önerdik. Pandemi süreci iyi yönetilemedi. Uçağa binmeyi yasaklıyorsunuz, KDV’yi indirdim diyorsunuz. Vatandaşa ne kolaylığı olacak. Bu kadar akıl dışı uygulamalar… 13 bin 740 vatandaşımız hayatını kaybetti. Gerçek rakamlar bunun çok üzerinde. Biz belediyelerimiz zaten defin işlemi yapıyor, topluyorsunuz, bu rakamı katlıyor. Hükümetseniz ve saygınlığınız olacaksa, bu rakamları doğru açıklayın. Devlet dediğiniz kurum yalan söyler mi? Yanlış rakam açıklamak kadar Türkiye’nin itibarını sarsan başka bir durum yoktur. Türkiye rakamlarına kimse güvenmiyor. Niye bu duruma düşürüyorsunuz? TTB’yi terörist ilan ettiler. Akıl dışı. Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi? Bir kişinin hastalığını doktor bilir. Efendim ‘sen bu sayıyı nasıl açıklarsın?’ Ana ilke salgının yayılmasını engellemektir. Sana düşen görev budur. Bu yapılmadı. Geldiğimiz nokta acı. Avrupa’nın birinci ülkesiyiz. Ülkeyi yönetenler, bu sonuçtan utanmıyorlar. Yalan söyledin.
ESNAFIN BOYNUNUN BORCU: Şimdi yeni sınırlamalar. Kabine toplantısı sonrası Sayın Erdoğan çıktı. İki üç dakika ayırdı. Önlem alındığı doğru. Dükkanlar kapanacak. Ekonomi ile ilgili önlem yok. ‘Dükkanı kapat’ diyorsun, nasıl geçinecek? Bununla ilgili tek cümle kurulmadı. Dün üç-dört saat oturup konuşacaklar, çıkıp bir iki dakika konuşacak. Sokağa çıkma yasağını ilan edecek ama ekonomi ile ilgili tek cümle kurulmayacak. Sevgili esnaf kardeşim, sen bunları gayet iyi tanıdın. Sandık gelecek. Demokratik yollarla ders vermek senin boyunun borcudur. Dükkan kapalı, nasıl kredi ödeyecek. Ben bütün esnafların sesi olmaya söz verdim, bütün gariban, kimsesizlerin sesi olmaya söz verdim. Sadece ben değil, bütün milletvekillerimiz söz verdi. 81 ile sizin için gittik. 81 ilde oturduk, dinledik; çözüm önerilerini sunduk. Siz orta direksiniz. Önünüze sandık geldiğinde bunların hesabını soracaksınız. Anayasa’da ‘esnaf için gerekli tedbirleri alır’ diyor. Anayasa’yı ihlal etti. Bizim belediyelerin yapmak istedikleri yardımın önüne de engel çıkardılar. Aşevleri için paralara bile el koydular. Ben bütün esnaf kardeşlerime söylerim, sosyal devlet olarak geliri sağlamak zorundalar, o gelir sağlanmıyor. Size bir şey sağlanmıyor sadece borç veriliyor peki Katar’a ne yapılıyor.
ESNAFA PARA YOK KATAR FİRMASININ 90 MİLYON DOLAR BORCUNU SİLDİLER: Esnaf kardeşim, sana dükkanı kapattırdılar, kredi ile borçlandırdılar. Şimdi yine dükkanı kapatacaksın. Sana yine gelir vermiyorlar. Ama bir futbol müsabakalarını alan Katar firması, ‘dolar çok yükseldi, para ödemeyeceğim’ dedi. Mahkemeye gitseler kazanacaklar, ama kimse korkudan mahkemeye de gidemiyorlar. 90 milyon doları indirdiler. Esnaf kardeşim, senin vergini indirdiler mi? 90 milyon dolar ile asgari ücret kadar para verilemez miydi? Bir firmaya kıyak geçtiler, firma sahibi ‘TL’ye çevirin’ dedi. Bunlar hemen ‘emredersiniz’ diyorlar, 5.80’e endeksliyorlar. Bunu da kabul ettiler. Gençlik ve Spor Bakanı, başarıymış gibi Twitter hesabından yayınladı. Esnafın bilmesi lazım, esnaf kendini sahipsiz hissediyor. Kendini sahipsiz hissetme kardeşim. Esnaf Bakanlığı kurduğumuz zaman sorunu çözecek bakan bulacağız. Bunlar bunu yapamazlar. Sadece esnaf mı çiftçi de aynı durumda. Hükümet kime çalışıyor? Esnaf kardeşim, 18 yıldır iktidarda olan hükümet kime çalışıyor? En çok parayı tefeciye veriyor. Son 18 yılda tefeciye ödenen faiz 192 milyar dolar. Bu faizle yeni Türkiye inşa edebilirdik. Fabrikalarla donatabilirdir, işsizlik diye olay kalmazdı. 192 milyar doları Londra’da bir avuç tefeciye verenden hesap sormayacak mısınız? Bunlar beceriksiz yönetimdir. Bir maskeyi bile dağıtamadılar. Niçin? Her şey bir kişiye bağlı da ondan. Koskoca devlet, bir kişi tarafından esir alınmış durumda.
NEYE GÖRE 200 MİLYON: Yeni bir broşür hazırladık. Mahkeme kararıyla bu da toplatılır. Varlık fonunun yüzde 10’unu sattılar. Dünkü basın toplantısının büyük kısmını bize ayırdı. Bu ne demektir? Biz onun korkulu rüyasıyız demektir.  ‘Türkiye Varlık Fonu’nun payı yüzde 86,6’dır, Bay Kemal bil’ diyor. Vah vah sanki kimse bilmiyor. Zaten dünya alem biliyor. Ben sana soru soruyorum: Bu Varlık Fonu neden Sayıştay denetimine tabi değil, bunun başkanı niye sensin? Erdoğan, bugün istese, Ziraat Bankası’nı Katar’da bir bakkala bir dolara satabilir. Niçin? İhale Kanunu’nun da dışında. Adana’da sordum. Varlık Fonu, 200 milyon dolar diye açıklama yapmış. Neye göre? Borsa İstanbul’un çok karlı olduğunu herkes biliyor. 200 milyon dolar, bu şirketin 15 veya 20 aylık karına denk geliyor. Böyle bir ballı satış nerede olur? Şimdi ben soruyorum: borsa İstanbul rakamlarını çıkıp millete anlatacaksınız.
TAM BİR SÖMÜRGECİ KAFASI: Gerçekten 200 milyon dolar mı 425 milyon dolar mı gerçek değeri? Neye göre 200 milyon dolar. Bunun cevabını istiyorum. Erdoğan veremez. Ben Borsa İstanbul yönetiminden istiyorum. 2020 yılında 600 binin üzerinde yeni yatırımcı geldi. Karın çok daha yüksek olması lazım. Bu rakamları vermiyorlar. Cumhurbaşkanısın oturuyorsun orada. Katarlılar’a kıyak geçiyorsun. Fettah Tamince’nin o masada ne işi var? Harp okulu öğrencileri içeride, Bank Asya’nın önünden geçenler içeride. Para yatıranlar Ak Parti’nin protokol masasında. Savunmasını Erdoğan’ın avukatı yapıyor. Fettah Tamince, yurt dışından paralar getiren birisi mi? Onun için mi ona dokunmuyorsunuz. Para için milletin itibarı sarsılır mı? Erdoğan buna yanıt veremez. Lafa bakın, ‘paranın rengi dini yoktur, para paradır.’ Tam bir sömürgeci kafası. Para rüşvetin aracıdır. 1 milyonluk rüşveti çikolata kutularında nasıl aldın? Para paradır, ama devlet parayı rüşvet aracı olarak kullanamaz. Kullananları da o devlet büyükelçi olarak atayamaz. Parası olanların önünde diz çöktün. Benim ağırıma giden o. O paranın egemen güçlerin nasıl kullandığını bilmiyor. Biliyor da bilmemezlikten geliyor.
ENGELLİ ATAMASI YAPILMIYOR: Çok sayıda engelli kardeşimiz işsiz, hangi gerekçeyle atama yapılmaz. Yasal mecburiyet niye atama yapmıyorlar? Bu anlayışa engellilerin destek vermemesi lazım. O boş kadrolar orada duruyor. Yarın sandık önümüze geldiğinde, biz bunun hesabını soracağız.
TAHİR ELÇİ’NİN FAİLİNİN BULUNMUYOR: 2015 yılında Tahir Elçi katledildi. O gün yaptığı basın toplantısında, ‘bu kadim bölgede çatışma istemiyoruz’ demişti. Diyarbakır, kadim bir bölgedir. Çok sayıda düşünür çıkmıştır. O kadim toplantılarında çatışma çıkmaması lazım. Aradan geçen süreye karşı failler bulunmadı. Faillerin yargının önüne çıkarılması gerekiyor.
SOYDAŞLARIMIZI YILDIRAMAZAR: Ahmet Mete tehdit ediliyor. Bir din adamı niye tehdit edilir? İnsanlar müftüyü hedef seçip, o inancın mensuplarını cezalandırmak istiyorlarsa sonuç alamazlar. Bu tehditler bizi ve oradaki soydaşlarımızı yıldıramaz.
NEREDE ÇOCUK VARSA OKUL OLACAK: Geçen hafta ağırlık olarak eğitime değinmiştik, öğretmenlerin sorunlarına değinmiştik. Eğitimin ne kadar önemli olduğunun altını çizmiştik. Eğitilen bir toplum, dünyada söz sahibi olur. Eğitimli bir toplumda buluşlar, icatlar olur. Merak duygusu büyür, öğretmenler her türlü fedakarlığı yapar. Ama eğitimde çok temel sorunlarımız var. Öğretmenlere nasıl baktığımızı ve neler yapacağımızı anlatmıştım. İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız iş Öğretmenler Meslek Kanunu’nu çıkarmaktır. Hiçbir öğretmen yoksulluk sınırının altında aylık almayacak. Kadrolu, ücretli sözleşmeli öğretmen garabetine son vereceğiz. Bütün öğretmenler kadrolu olacak. Her 24 Kasım’da öğretmenlere maaş vereceğiz. Onlar bizim çocuklarımız için gecelerini gündüzüne katıyorlar, öğretmenlere 3600 ek gösterge vereceğiz. Eğitim yatırımları… Eğitim bütçesi var ama yatırım çok az. Nerede çocuk varsa orada okul ve öğretmen olacak. Köy okullarını açacağız. Atama bekleyen öğretmenlerin sorununu büyük ölçüde bu çerçevede son vereceğiz. Eğitimin istihdam yaratması lazım. Bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız. Milli Eğitim Bakanlığı ve organize sanayi bölgesi yönetimi birlikte yapacak. Öğrenci eğitim aldığı konuda ilgili fabrikada staj yapacak. Staj yaptığı kurumda primini devlet ödeyecek. En yetenekli çocuklarımızın buraya gelmesini sağlayacağız. Ve okulların bütçesi olacak. Merkezden değil okul müdürü ve okul aile birliği tarafından yönetilecek. Gün gelecek bunu bize soracaksınız. ‘Şu sözü vermiştiniz, yapacak mısınız’ diye. Kesinlikle yapacağız. Milli eğitimi, öğretmeni, 3600 ek göstergeyi, güzel pırıl pırıl okulları, çalışkan öğrencileri göreceksiniz.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —