Av.Bülent AKBAY

Tarih: 01.10.2019 21:39

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA KADAR

Facebook Twitter Linked-in

Son söz olarak söyleyeceğimi giriş cümlesi olarak yazmayı uygun buldum.

Günümüzde yaşadığımız tüm olumlulukların ve olumsuzlukların siyasal sorumluluğu ve sebebi mevcut yönetimdir. Yönetenlerin şikâyet ettikleri her konu; istisnasız olarak üstlendikleri görevleri layıkıyla yapamadıklarını ve hatta görevlerini savsakladıklarını, bilerek ve isteyerek kötüye kullandıklarını göstermektedir.

Ülkenin içine sürüklendiği çıkmazlardan eğer mahalle bakkalını, fabrika işçisini veya tarladaki ırgatı suçluyorlarsa bilinmeli ki kendi beceriksizliklerini, hırsızlıklarını ve yüzlerinin arkasına gizledikleri günahlarının eseridir bu çıkmazlar.

Bu yüzden ülkeyi yönetenlerin ipliğini pazara çıkaran çıplak gerçeklere kalemim elverdiğince bu satırlarda yer vermeye çalışacağım.

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya kadar kimi zaman haykırarak, kimi zaman fısıldayarak ama bir an bile vazgeçmeden ifade etmeye çalışacağım.

NAFİLE BİR ÇABA

Meclise sevk edilen yargı paketi tartışmalarını izliyorsunuzdur. Yapılan araştırmalarda en güvenilmez kurumlar arasında ilk sırayı yargı erki alıyor. Mevcut yönetime yakın olan ve olmayan araştırma şirketlerinin ortak kanısı olan bu tespit,  toplumun tüm kesimleri tarafından gözlemleniyor.  Yargı paketinin öncelikle toplumdaki bu hoşnutsuzluktan kaynaklı gündeme geldiği aşikar. Yargının çıkmazlarına çözüm amaçlı gündeme getirildiği ifade edilen paket; ne yazık ki yargıdaki çıkmazları ve krizi daha da derinleştiren bir etki yaratacağa benziyor. Çünkü bu paketle amaçlanan sorunun çözümü değil, hukuksuzluğun ve otoriter rejimin ömrünü uzatmaktır.

Nafile bir çaba.

Çünkü tarih onu geriye götürmek isteyenleri de ileriye sürükler. Bu yüzden meclise sunulan yargı strateji belgesinin yasalaşması ve hatta yeni önerilerle zenginleştirilmesini önemsiyorum.  Ama bu sorun yapısaldır ve rütüş niteliğindeki dokunuşlarla sadece ilerde gerçek çözümleri üretebilecek potansiyelin ortaya çıkmasına imkân sağlayabilir. Bu iyimser bir tahminden ibarettir.

Bir kez daha tekrarlamak gerekirse baskıcı otoriter bir rejimin ömrünü uzatmak için yönetenlerin nafile çabasının tezahürüdür.  Kaçınılmaz sonu biraz erteleme gayretidir.

Neden mi?

Bu soruya tarihten bir belgeye yanıt vererek bu bahsi kapatalım…

NEREDEN NEREYE

Çoğunuz duymuştur. 1215 tarihli Magna Carta dünyanın özgürlük adına attığı en büyük adımı olarak kabul edilir. Magna Carta, İngiltere Kral’ı Yurtsuz John’un imzalamak zorunda kaldığı ve sınırsız yetkilerinden feragat ettiği, hukukun kendi arzularından daha üstün olduğunu kabul ettiği antlaşmadır.

Bu haklardan ilk zamanlarda din adamları ve asiller faydalandıysa da zamanla tüm vatandaşlar bu hak ve özgürlüklerden faydalanmaya başladı. Her tahta çıkan kral bu anlaşmayı onaylamak zorunda kaldı toplamda tahta oturan 44 Kral bu anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı. Bu anlaşmanın 39. Maddesi aynen şöyledir;

 “Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.”

Ortaçağ karanlığında imzalanan bu anlaşmada “ Adalet satılamaz, geciktirilemez, hiçbir özgür yurttaş adaletten yoksun bırakılamaz “ ibareleri yer alır.

Ülkedeki yargı tablosunu baktığımızda her yurttaşın açıkça gördüklerini sıralayalım;

Her an herkes tutuklanabilir ve her gün örneklerine rastlıyoruz,

Her an herkesin bir sabah uyandığında mal varlığına el konulabiliyor,

Her an herkes bir sabah uyandığında; bırakın sürgün edilmeyi, bir anda KHK ile işinden atılabilir ve başka bir yerde çalışması engellenebiliyor,

Adalet çoookkkk gecikiyor ve yargı borsası haberleriyle çalkalanıyor.

Yargı paketi, işte ortaçağ karanlığında ortaya çıkan hukukun ve adaletin temel ilkelerinden bile geride olduğunu yaşayarak görüyoruz.  İşte yargı sisteminde FETÖ,  yönetenlerin kanatları altında açmıştı bu kara delikleri.  Aynı yöntemi kullanarak yargıyı Ortaçağ karanlığına boğanların yargı strateji paketleri ile yargıdaki kara delikleri kapanması bana mümkün görünmüyor.

Umarım yanılırım.

Yeri gelmişken herkese yürekten MERHABA…

                                                                                             


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —