Tarih: 26.01.2026 11:32

“VEDALAŞMA FIRSATIM BİLE OLMADI”: FATİH ALTAYLI TUTUKLANDIĞI GÜNÜ ANLATTI

Facebook Twitter Linked-in

YouTube kanalında yayınladığı programlardaki keskin eleştirileri ve son olarak "Cumhurbaşkanına tehdit" suçlamasıyla 22 Haziran tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderilen usta gazeteci Fatih Altaylı, özgürlüğüne kavuşmasının ardından sessizliğini bozdu. Tam 190 gün boyunca demir parmaklıklar ardında kalan ve 29 Aralık'ta tahliye edilen Altaylı, yaklaşık bir aylık bir hazırlık sürecinin ardından yayınladığı ilk videoda, gözaltına alınma anından cezaevi koridorlarındaki sarsıcı gerçeklere kadar her şeyi tek bir kelimesini dahi kırpmadan kamuoyuyla paylaştı.

"MUTFAKTA YAPRAK SARMASI YAPIYORDUM"

 Gözaltına alındığı o sıcak Haziran akşamına dair çarpıcı detaylar veren Altaylı, operasyon anında evindeki gündelik hayatın ne kadar "olağan" olduğunu şu sözlerle aktardı: "Tam Haziran sonuydu. Evde Zeynep'e yaprak sarması yapıyordum. Çok sevdiği için ne yemek yapayım demiştim, yaprak sarması istemişti. Evde yaprak sarması yaptım, tencereye dizdim, ocağa koydum. O sırada bizde bir yabancı öğrenci kalıyordu. Zaman zaman yurt dışından bize öğrenciler gelip kalırlar, burada bir düzen kuruncaya kadar ev ayarlayacak, okul yurdu ayarlayacak falan diye onlara yardımcı oluruz. Evde de bir Güney Afrikalı doktora öğrencisi vardı. Onunla akşam yemeği hazırlığı yapıyorduk, kapı çaldı."

"İÇERİ GİRİP GİYİNMEME İZİN VERMEDİLER" 

Kapıyı açtığında karşısında kalabalık bir polis grubu gördüğünü belirten Altaylı, yaşadığı şaşkınlığı ve engellemeleri dile getirdi: "Kapıyı açtım, karşımda 5-6 tane polis, merdivende duran birkaç polis... Tam sayılarını hatırlamıyorum ama 8 kadardı galiba. Fatih Bey iyi akşamlar dediler. Görünce hemen 'Hazır mıyım?' dedim. 'Evet lütfen' dediler. Gidip giyineyim dedim çünkü üstümde beyaz bir pantolon ve lacivert bir gömlek vardı. 'İçeri giremezsiniz' dediler. Niye giremiyorum dedim, 'Hayır' dediler. Peki pijamayla olsaydım ne olacaktı? Ona bir cevap alamadım açıkçası."

"VEDALAŞMA FIRSATIM BİLE OLMADI" 

Altaylı, temel haklarının kısıtlandığını ve ailesiyle iletişiminin koparıldığını şu ifadelerle vurguladı: "Telefonunuzu getirin dediler. Eşim Hande o sırada Bodrum'daydı. Yardımcımız telefonumu getirdi. 'Yanıma eşya falan alayım' dedim, 'Yok Fatih Bey böyle geliyorsunuz' dediler. Evdekilerle vedalaşma fırsatım bile olmadı. Hatta telefonumla eşimi arama fırsatım da olmadı, ona da izin verilmedi. Aşağı indik, kapının önüne 3 tane ekip arabası vardı. Ortadaki araca beni aldılar. Son derece kibar ve terbiyeliydiler, en ufak bir kötü tavır yoktu ama vedalaştırmadılar."

CEZAEVİNDEKİ "EL SIKMA" VE "REİNA KATİLİ" GERÇEĞİ 

Cezaevinde kaldığı 6,5 aylık süreçteki iddialara da değinen Altaylı, Enver Aysever'in "İmamoğlu'nun elini sıkmadı" iddiasını yalanladı: "Kimsenin elini sıkmadım çünkü ortam oluşmuyor. Aranızda 4-5 metreden yakın mesafe olması mümkün değil. En fazla 'Geçmiş olsun' dersiniz." Öte yandan, cezaevindeki diğer mahkûmlara dair sarsıcı bir not düşen Altaylı, "Benim bir arka koridorumda Reina katili vardı. Sıfır pişmanlık... Çok ürkütücüydü" dedi.

SEÇİL ERZAN ÇIKIŞI: "BU CEZA HAKSIZ"

 Altaylı'nın en dikkat çeken açıklamalarından biri de Seçil Erzan hakkındaydı. Erzan'ın 102 yıllık cezasını adaletsiz bulduğunu belirten Altaylı, "En üzüldüğüm mahkûmlardan biri Seçil Erzan oldu. Hak ettiğinin çok ötesinde bir cezaya mahkûm edildi. Katillerin 5-10 senede çıktığı yerde bir kadının mali bir suçtan 102 sene yatacak olması gerçekten ağrıma gitti. Cebine beş kuruş para girmemiş, sadece futbolcuların taleplerini karşılamaya çalışmış" diyerek yargılama sürecine dair eleştirilerini sıraladı.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —