Türkiye'de gıda fiyatlarındaki hızlı yükseliş, uluslararası verilerle de teyit edildi. Ekonomik göstergeleri yakından izleyen OECD tarafından yayımlanan son rapora göre Türkiye, 2025 yılının Aralık ayında yüzde 28,3'lük gıda enflasyonu ile üye ülkeler arasında ilk sıraya yerleşti. Aynı dönemde OECD ortalaması yüzde 3,8 seviyesinde kalırken, G7 ülkelerinde gıda enflasyonu yüzde 2,4 olarak ölçüldü.
Bu tablo, Türkiye'de gıda fiyatlarının küresel ortalamaların çok üzerinde arttığını ortaya koyarken, özellikle dar gelirli kesimlerin alım gücünün ciddi şekilde gerilediğine işaret ediyor.
Gıda fiyatlarındaki artışın arkasındaki en önemli faktörlerden biri olarak üretimde yaşanan gerileme gösteriliyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 2025 yılı bitkisel üretim verilerine göre, tarımsal üretim kalemlerinin büyük bölümünde düşüş yaşandı.
Verilere göre tarla ürünleri kategorisinde üretim bir önceki yıla göre yüzde 9 oranında gerilerken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 30,9'luk dikkat çekici bir azalış kaydedildi. Sebze üretiminde ise yüzde 0,9 oranında düşüş yaşandı. Tahıl üretiminde görülen yüzde 12,3'lük azalma, özellikle temel gıda maddelerinin fiyatlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Uzmanlar, üretimdeki bu gerilemenin maliyet artışları, iklim koşulları, tarımsal girdilerde yaşanan fiyat yükselişleri ve üretim planlamasındaki sorunlarla bağlantılı olduğunu değerlendiriyor.
Uluslararası gıda fiyatlarını izleyen Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından yayımlanan gıda fiyat endeksi de Türkiye'de fiyat baskısının sürdüğünü ortaya koydu. Açıklanan verilere göre Türkiye'de 2026 yılının Ocak ayında gıda enflasyonu aylık bazda yüzde 6,6 artarken, yıllık bazda yüzde 31,7 seviyesine ulaştı.
Ekonomistler, gıda fiyatlarındaki bu artışın genel enflasyon üzerinde belirleyici rol oynadığını ve özellikle temel tüketim ürünlerinde yaşanan fiyat dalgalanmalarının hane bütçelerini doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Gıda erişimi konusunda dikkat çeken bir diğer veri ise Eurostat tarafından yayımlanan göstergelerde ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, Eurostat verilerine dayanarak Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında iki günde bir et, tavuk veya balık tüketemeyen nüfus oranında ilk sırada yer aldığını açıkladı.
Kara'nın değerlendirmesine göre Türkiye, 2018-2022 döneminde bu göstergede önemli bir bozulma yaşadı. Yaklaşık 10 yıl önce Bulgaristan'dan daha iyi durumda olan Türkiye'nin, 2023 yılı itibarıyla bu alanda geriye düştüğü belirtildi.
Uzmanlar, artan gıda enflasyonu ve üretimdeki düşüşün uzun vadede gıda güvenliği açısından risk oluşturabileceğini ifade ediyor. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, üretici maliyetlerinin kontrol altına alınması ve tüketici fiyatlarının dengelenmesi, ekonomi yönetiminin öncelikli gündem maddeleri arasında gösteriliyor.
Ekonomistler, gıda fiyatlarındaki artışın yalnızca ekonomik değil, sosyal etkilerinin de giderek belirginleştiğine dikkat çekerek, özellikle düşük gelir gruplarının temel gıda ürünlerine erişiminin zorlaştığını vurguluyor.