Öne Çıkanlar BAYRAMPAŞA YÖNETİM Arsuz polisi Göz Hastalıkları Uzmanı Ahmet Kural iskenderun ihlalli geçiş

KADINA KARŞI SİSTEMATİK ŞİDDET EZİYETTİR, İŞKENCEDİR

İskenderun Kadın Platformu, adına açıklama yapan Avukat Mehtap Sert;İsyandayız çünkü; dünya genelinde her gün en az 137 kadın, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor! 
İsyandayız çünkü; her üç kadından biri yakın aile fertlerinden biri ya da eski eşi tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor!
İsyandayız çünkü; her yıl 12 milyon kız çocuğu zorla evlendiriliyor ve milyonlarca kadın sıradanlaştırılan erkek şiddeti tehdidiyle yaşamaya zorlanmaya devam ediyor!
OECD ülkeleri içinde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri sıralamasında birinci durumda olan ülkemizde erkek şiddeti her gün daha da vahşileşirken kadınlara, LGBTİ+lara yönelik şiddette ve çocuk istismarında cezasızlık özel bir politika olarak uygulanıyor. Eril yargı kararlarıyla birleşen iktidarın kadın düşmanlığı, şiddet faillerini cesaretlendirmeye devam ediyor.
Devletin tüm olanakları şiddeti önlemek için seferber edilmesi gerekirken infaz düzenlemeleriyle failler pandemi koşullarında hiç bir önlem alınmadan evlerine gönderiliyor. Kadınları şiddete karşı koruyan yasalar esnetiliyor, sığınma evlerine erişim zorlaştırılıyor. Kayyumlar marifetiyle gasp edilen belediyelerin kadın birimleri kapatılıyor. İstanbul sözleşmesi ve 6284 gibi yaşam güvencemiz sayılabilecek kazanımlarımız yok edilmek isteniyor. 
Kadın cinayetlerinin %59' u eski koca/koca, % 20' si erkek akraba, % 16' sı eski sevgili/sevgili tarafından işlenirken şiddete karşı savunmasız bırakılmamız için nafaka hakkının gaspı, arabuluculuk gibi hazırlıklarla boşanmaların önlenmesinin hesapları yapılıyor.
Biz kadınlar yaşadığımız her türlü erkek-devlet şiddetinin karşısında birlikte mücadele ederek ve birbirimizle dayanışarak kazanacağımızı biliyoruz. Yılmadan ve bıkmadan yıllardır söylediğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz; ''kadına yönelik şiddet münferit değil, politiktir'' ve bu şiddeti önlemenin en önemli yolu toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşamın her alanında sağlanmasından geçer. Şiddeti önlemenin yolu İstanbul sözleşmesinin tüm maddeleriyle birlikte hayata geçirilmesinden, caydırıcı yargı kararlarından, yeterli sayıda sığınma evinin açılmasından geçer. İktidarların şiddeti besleyen gerici, militarist, kadın düşmanı ayrımcı politikalarından vazgeçmesinden geçer.

Tüm dünyada ve Türkiye’de COVİD-19 salgını nedeniyle eve kapanma dahil hayatı altüst eden ciddi bir krizin içinde yaşıyoruz. Kadınlar bu krizin de en yüksek bedel ödeyenleri arasında: Kadın yoksulluğu, kronik kadın işsizliği, hayatın her alanında artan kadına karşı şiddet...
Her gün en az 3 kadının öldürüldüğü, kadın cinayetlerinin cinskırım boyutuna vardığı ülkemizde 2021 bütçesini tartışıyoruz ama kadına karşı şiddeti önlemeye yönelik herhangi bir iktidar politikası ve buna ayrılmış bir bütçe göremiyoruz. 
EŞİK-Eşitlik İçin Kadın Platformu olarak 25 Kasım günü kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda TBMM’de özel oturum düzenlenmesi için defalarca çağrıda bulunduğumuz halde bu çağrılara hiçbir cevap alamadık. Meclis 25 Kasım günü bile kadına karşı şiddeti konu olarak almayacak ise ne zaman alacak?
Nitekim, EŞİK olarak Meclisin açıldığı 1 Ekim tarihinden beri yaptığımız izleme çalışmasının sonuçları ortada:
1 Ekim’den beri TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un içinde kadınlar, kadına karşı şiddet ya da İstanbul Sözleşmesi geçen herhangi bir demeci, çabası, girişimi ve hatta vaadi: YOK
1-15 Ekim tarihleri arasında TBMM Genel Kurulu’nda kadın cinayetlerinden ve İstanbul Sözleşmesi’nden söz edilen süre: 57 saniye! 16 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında;
•TBMM Genel Kurulu’nda konuşan 96 milletvekilinden sadece 9’u ‘kadın’ sözcüğünü kullandı; 54 kanun teklifinden kadınların payına yalnızca 1 tane düştü
•836 soru önergesinden ancak 8’i kadınlarla ilgiliydi
•Kabul edilen kanunlarda kadının adı hiç yoktu
•27 meclis araştırma önergesinden sadece 2’si kadın içindi
•Mecliste yapılan 90 basın toplantısından sadece 3’ü kadınların yaşadığı sorunlara değindi.
İktidar, kadınlara yönelik şiddeti önlemek için etkili hiçbir politikayı yürürlüğe koymuyor. Kadın cinayetlerini önleyecek bir risk değerlendirme/önleme birimi bile kurmuyor. Başta 6284 sayılı Şiddet Yasası ve İstanbul Sözleşmesi olmak üzere varolan yasaları ve sözleşmeleri uygulamıyor.  Kamuoyunu oyalamak için yeni yargı reformlarından söz ediyor; ancak yıllar önce yapılmış reformları bile hayata geçirmiyor.
Örneğin, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Yasası’nın 96. maddesi kadına karşı sistematik şiddeti eziyet olarak tanımlamaktadır. İşkenceyi kamu görevlileri yapar; eziyeti herkes yapabilir. TCK’ya göre işkence ve eziyet arasındaki tek fark budur.

Kadınlar aile içinde ya da dışında (1570 ayrı telefondan taciz ve tehdit edilen kadın örneğinde olduğu gibi ısrarlı takip mağduru olarak) yıllarca sistematik şiddete maruz kalıyor, TCK’nın 96. maddesi bir türlü uygulanmıyor ve saldırganlar bu şiddet eylemlerine devam ediyor. Yasaları hayata geçirmekle yükümlü bakanlar ise failleri ayıplamakla yetiniyor.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle bir kez daha hatırlatıyoruz ki; 
•Kadına karşı sistematik şiddet eziyettir, işkencedir. 
•İşkence ve eziyet insanlığa karşı suçtur.
•Devlet kendisi işkence yapamayacağı gibi, vatandaşların birbirine işkence yapmasını da önlemekle görevlidir.
TCK’nın “Eziyet” başlıklı 96. maddesi son derece açıktır: “Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Kadına bu işkenceyi uygulayan eşi ya da ailesinden biri ise, bu suçun cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir. Bu işkence sırasında hakaret, tehdit, fiziksel şiddet, tecavüz her bir eylemin de ayrıca cezalandırılması gerekir.
Birleşmiş Milletler CEDAW Komitesi de, 14 Temmuz 2017’de kabul ettiği 35 No’lu Genel Tavsiye’de “Kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddet, (tecavüz, ev içi şiddet veya zararlı uygulamalar da dahil olmak üzere) belirli durumlarda işkence veya zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele anlamına gelebilir” demektedir.
Türkiye bunu 15 yıl önce yasa hükmü haline getirdiği halde, TCK’nın 96. maddesi uygulanmamaktadır. Tek taraflı ısrarlı takip de dahil olmak üzere kadına karşı sistematik şiddet söz konusu olduğunda TCK’nın 96. maddesinin etkin bir biçimde uygulanması için tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz.

Korkudan ve şiddetten uzak, güvenli bir hayat tüm kadınların hakkıdır
Kadına karşı şiddeti önlemek için ceza kanunlarını uygulamak yetmez.  Kapsamlı ve bütüncül politikalar uygulamak gerekir. Bu nedenle tüm yetkilileri bu konudaki en kapsamlı yasal dayanak olan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için Avrupa Konseyi’nin belirlediği ve EŞİK olarak Türkiye’ye uyarladığımız 12 adımı hayata geçirmeye davet ediyoruz.
Kadına karşı şiddetin önlenmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için 12 adım:
1.Ayrımcılık ve şiddeti kınayın, suç olduğunu açıklayın
2.Şiddeti önlemek için tedbir alın
3.Şiddete karşı destek mekanizmaları oluşturun
4.Risk altındakileri koruyun 
5.Yasaları uygulayın
6.Polis, savcılık hizmetleri ve yargının etkinliğini artırın
7.Adli işlemlerde mağdurları destekleyin ve koruyun
8.Kapsamlı ve eşgüdümlü politikalar tasarlayın
9.Sığınmacılar konusunda özenli davranın
10.Çocukların özel ihtiyaçlarını karşılayın
11.STK’ları destekleyin
12.Şiddet verilerini toplayın, araştırmaları destekleyin


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.